|

Anadolu yaylalarında
Nevruz'u karşılayan neşeli Türkmen kızı
|
Çeşitli adlarla
ve yaygın olarak Nevruz adıyla kutlanan bu bahar bayramıyla
ilgili olarak Türk topluluklarında çeşitli gelenekler meydana
gelmiştir. Orta Asya'dan, Balkan Türkleri'ne ve hatta Amerika'daki
Kızılderililerin yaşatılan âdetlerinde bu gelenekleri ve törenleri
tespit edebiliyoruz.
K. K. Yudahin'in
eserinden Kırgız Türkleri'nde Nevruz gününün, Mart ayında
olduğu ve yeni yılın ilk günü anlamına geldiği ifade edilir.
Bu günde "Nouruz Köcö " denilen özel bir yemek yaparlar. "Köcö",
darı yarması veya bulgur konulmak suretiyle yapılan bir nevi
tirittir.
Kazak Türkleri
de Kırgız Türkleri'nin yaptığı aşı pişirirler. Ayrıca Nevruz
törenlerinde mevlit okuturlar. O günü evler baştanbaşa temizlenir,
yeni elbiseler giyilir. Nevruz törenleri sırasında ev duvarlarına
veya çeşitli eşyaların üzerine kil kaplar atılarak parçalanır.
Ateş üzerinden atlanır. Çadırlar kurulup sofralar açılır.
Özbekistan'ın
Semerkant, Buhara, Andican taraflarında, Nevruz günü başlayan
törenler bir hafta kadar devam eder. Halk bu törenlerde çadır
çadır gezerek birbirlerinin bayramını kutlar. Bu ziyaretlerde
ikram edilen yemek "aş" adı verilen pilavdır. Köpkarı, güreş,
at yarışları, horoz dövüşleri gibi gösteriler düzenlenir.
Tacikistan'da
Nevruz Mart ayının başından, 21 Mart gününe kadar baharın
gelişini ve tabiatın canlanmasını karşılamak amacıyla kutlanır.
Nevruzda yenilen "Ş" harfi ile başlayan 7 yiyecekten süt;
temizliği, tatlı; yaşama sevincini, şeker; serinlik ve dinlenmeyi,
mum; ateşe tapınmayı, tarak; kadının güzelliğini temsil eder.
İslâmeyetten sonra İslâmî geleneklere göre "Ş" ile başlayan
7 nesne bunların yerini almıştır.
Afganistan'da
Nevruz, Türkler arasında doğum günü olarak kutlanır. Bugün
herkes en yeni elbiselerini giyerler. Kabir ve akraba ziyaretleri
yapılır, güreş tutulur ve oğlak oyunu oynanır. İnsanlar arasındaki
dargınlıkların kaldırılmasına çalışılır. Yeni yıla nasıl başlanırsa,
yılın öyle geçeceğine inanılır.
Türkmenistan'da
Nevruz bayramında halk gününü ülkemizdeki dini bayramlara
benzer bir şekilde geçinmekte, karşılıklı ev ziyaretleri yapılmakta,
tebrik mesajları gönderilmektedir. Nevruz kutlamaları basın
yayın organlarında geniş bir şekilde yer almaktadır.

Türk Dünyası Nevruz'u
yıllardan beri, renkli elbiseleri, coşkulu kutlamaları ve
ümit bağladıkları dilekleriyle karşılıyorlar.
Azerbaycan'da
her yıl Mart'ın 2123'ünde, Nevruz bayramı büyük törenlerle
kutlanır. Mezarlık ziyareti yapılır. Bu ziyaretlerde hazırlanan
helva pilav ve diğer yiyecekler fakirlere dağıtılır. "Gapı
Pusma", "Suya Yüzük Atma", "Su Başı", "Baca Baca" adetlerinde
uzun yılların gelenekleri çeşitli motif ve oyunlarla sürdürülür.
Semeni göğertilir. Yani tohum çimlendirilir.
Nevruz; Karapapaklar'da
Nevruz, Kırım Türkleri'nde Navrez, gündönümü; Batı Trakya
Türkleri'nde Mevris, Makedonya ve Kosova Türkleri'nde Sultanı
Navrız , Gagauzlarda İlkyaz bayramı adıyla yukarıda bahsettiğimiz
ortak coşku ve geleneklerle kutlanmaktadır.
Çok geniş coğrafyaya
yayılmış olan topluluklarda Nevruz törenlerinde genellikle
şu oyunların değişmeden devam ettiği gözlenir: Gökböri Oyunu.
Türkistan'da oynanan milli oyunların başında yer alır. Bu
oyuna "gökböri, köpkâri, oğlak/ulak, buzkaşi, kökpar, kükbar"
gibi isimler de verilir. At yarışları, cirit oyunu, kılıç
sallama, yamba kapma, güreş, at üzerinde güç gösterisi, sinsin
oyunu, huntu oyunu. Bu oyunlar genellikle spora dayalıdır.
Oyunların bir
kısmı ise seyirliktir. Bunları halk tiyatrosu veya Orta oyunu
şeklinde değerlendirebiliriz: Koskosa oyunu; deve oyunu; ekende
yoh, biçende yoh, yeyende ortag gardaş oyunu; kış bovay; yolbars;
argımak.
Nevruz bayramında
mahalli eğlencelere de yer verilir. Gençler aralarında mani
ve şiir söyleyerek yarışırlar. Bunlardan bazıları:Halay oyunu,
Yaşıl yarpag, Gızılgül, Hahışta, Benövşe, Bahtıyar ve atışmalardır.
Anadolu sahasında
da oynanan bu oyunların yanısıra 21 Mart'ta büyük bir coşkuyla
kutlamalar yapılmaktadır. Geçmişte o güne has olarak macunlar,
şerbetler, hediyeler hazırlanarak devlet erkanı büyükten küçüğe,
bunları birbirlerine takdim ederlerdi. Bu adetler günümüzde
Mesir Macunu Şenlikleri adı altında hâlâ devam etmektedir.
Anadolu'da Yörük Bayramı günümüzde de kutlanarak bu adeti
yaşatmaktadırlar.
Anadolu'da "Sultanı
Nevruz", "Nevruz Sultan", "Mart Dokuzu" ve "Mart Bozumu" gibi
adlarla bilinen nevruz, gelenekleriyle bütün Türk toplumu
içerisinde yaşamaya devam etmektedir.
Tahtacı Türkmenleri'nde;
Nevruz Bayramı eski Mart'ın dokuzudur ve Sultan Nevruz olarak
adlandırılır. Nevruz, Tahtacı Türkmenleri'nin yaylaya çıkışında;
22-23 Mart tarihlerinde kutlanmaktadır. Tahtacı Türkmenleri'nde
Nevruz; ölülerin yedirilip içirildiği gün olarak kabul edilir.
Burada eski Türk inanç sisteminin atalar kültürü kendini gösterir.
22 Mart Nevruz'dan
bir gün önceyi karşılamaktadır. Bu gün Nevruz hazırlıkları
yapılır. Çamaşırlar yıkanır, yemekler hazırlanır Nevruz günü
yenilen yemekler arasında ıspanaklı börek, soğan kabuğu ile
boyanmış yumurtalar, yufka, sarı burma, şeker, leblebi, lokum
sayılabilir. 23 Mart günü öğleden sonra kadınlar geniş bir
tabağa çerezler koyarak "hak üleştirir"ler. Yiyecekler dağıtılarak
"ölünün ruhuna değsin" dileğinde bulunurlar. Bu bayramda herkes
güler yüzlüdür. Suçlar bağışlanır. Bayrama katılmak zorunludur.
Katılmayanlar köy halkınca dışlanır.
Yörükler arasında;
Nevruz ile birlikte, kışın bittiği ve bahar mevsiminin başladığı
kabul edilir. Köy ve yaylalarda 22 Mart'ta, şehirlerde ise
Nevruz günü pazara rastlamazsa, bu tarihi takip eden Pazar
günü kutlanır. Köy halkı 22 Mart sabahı yaylalara doğru yola
çıkarlar. Daha önceden "davar evleri"ne yerleşmiş olanlar
köylerden gelen akraba ve komşularına ev sahipliği ederler.
Köylerden gelen grupla, yayladakiler karşılaştıklarında bir
el silah atarak "Nevruzunuz kutlu, dölünüz hayır ve bereketli
olsun" şeklinde selamlaşırlar. Gelen misafirler çadırlara
yerleşir, kendilerine ikramlarda bulunulur. Sürü sahipleri
tarafından kesilen kurbanlar birlikte yenilir. Sünni olan
yörüklerde imamlar tarafından yapılan dualara halk katılır
ve şükrederler.
Gençler tarafından
eğlenceler düzenlenir, yemekler yenir, şarkı ve türküler söylenir,
oyunlar oynanır. Eğlenceler geç saatlere kadar devam eder.
Güneydoğu Anadolu
Bölgesi illerimizden Gaziantep ve çevresinde 22 mart gününe
"Sultan Nevruz" adı verilir. Diyarbakır'da; Nevruz günü halk,
eğlence ve mesire yerlerine giderek Nevruz'u kutlarlar. Kars
ve çevresinde; bu tarihte kapı dinleme, baca baca adetleri
görülür. Evde bulundurulan çeşitli meyvelerden baca baca gezenlere
verilir.
Tunceli ve çevresinde;
bu gün erkekler alınlarına kara sürerek su kaynaklarına giderler.
Bu karaları orada temizleyerek dua ve niyazda bulunurlar.
Özellikle Orta Anadolu'da Nevruz, "Mart Dokuzu" olarak bilinir.
Diğer bölgelerdekine benzer kutlama adetleri yapılır. Nevruzla
ilgili Anadolu'da görülen diğer gelenekler arasında, ağacın
güneşten etkilenmemesi için ağaca bez bağlanarak yapılan "Mart
ipliği" adeti ve özellikle Giresun'da "Mart Bozumu" adeti
önem taşır.
Tekirdağ'da Nevruz
soğukların sonu, baharın başlangıcı olarak kabul edilir ve
"Nevruz Şenlikleri" adıyla kutlanır. İzmir, Uşak, Sivas ve
Şebinkarahisar'da hemen hemen aynı geleneklerin devam ettiği
görülür.
Bilindiği üzere
eski takvim Mart ayından başlardı. Mart ayının ilk on iki
günü ayrı ayrı ayları temsil etmek suretiyle, o yıl içinde
neler olacağı ilk on iki günden tespit olunurdu. O gün yedi
çift, bir tek baş harfi "S" ile başlayan yiyeceklerden yenilmesi
adettendir.

Kazakistan'da Nevruz
sofrası
|
Altay Türkleri
arasında 21 Mart'a tekabül eden günde kutlanan "Cılgayak"
bayramı vardır. Bu bayram da Nevruz gibi baharın gelişi, tabiatın
canlanması ve yeni bir yıla giriş bayramı olarak kutlanır.
Bu bayramın hazırlıkları yaz mevsiminde başlar. Bir önceki
yıldan toplanarak saklanmış yılın ilk çıkan bitkileri olan
kandıklar ve onların sargay adı verilen kökleri çıkarılarak
bunlardan çeşitli yiyecekler hazırlanır. Ayrıca bu bayram
için bal katılmış yoğurt, dondurulmuş ve kurutulmuş et, koyun
ve mal tırnaklarından yemekler yapılır. Dört tahıl hazırlanır.
Güneş bayramının kutlandığı kır başına vurmaya başladığı zaman
dört tahılın üzerine arçın bırakılır. Ateşle bu arçınlar alaslanır.
Büyükler çocuklar gibi oyunlar oynar. Akşama doğru köye dönülürken
hep bir ağızdan şarkılar söylenir.
|