|
Tabiat dinlerinin
bu cins kutlamaları bünyesine alarak kutsallaştırdığı bilinmektedir.
Hanifilik özelliği taşıyan, "Şamanlık" denilen Türklerin milli
inanışında yer yer Türk destanlarının (Ergenekon, Göç, vb.),
yer yer inanışların bünyesine karışmış olan "Yılın Başı" yahut
"Yeni Gün", Türklerin Müslümanlığa geçişi sırasında farklı
anlayışlarla İslâmîleştirilmeye çalışılmıştır. Bazı Türk topluluklarında
Hz. Ali'nin doğumu, bazı Türk topluluklarında Hz. Ali ile
Hz. Fatıma'nın evliliği, bazı Türk topluluklarında isme Hz.
Hüseyin'in hilâfeti almak üzere arkadaşlarıyla hareket edip,
Kerbela vakasıyla, bazılarının ise Hz. Hasan veya Hüseyin'in
doğum tarihi olarak kabul ettikleri "Mart Dokuzu", destandan
menkabeye, menkabeden efsaneye, efsaneden tevâtüre ve oradan
da kültür tavrının görünüşü olmuştur.
Nevruz, Yenisey-Orhun
çevresinden, Altaylara, oradan da Hun Türkleri'nin Avrupa'ya
yürümesiyle Macaristan'a ve Balkanlar'a ulaşmış, Milâttan
sonra 800'den itibaren Hazar'ın güneyinden Anadolu'ya ve Mezopotamya
denilen bölgeye taşınışla birlikte yeni bir coğrafyada yaşatılmaya
başlanmıştır. Hatta son yıllarda yapılan ve yeni bir kıta
da, Amerika'da yaşayan Kızılderililer hakkında yapılan karşılaştırmalı
halk bilimi çalışmalarına göre bu coğrafyada da Nevruz aynı
ruhla kutlanmaktadır. Geçmişten gelen bu bayramın Müslüman
Türkler arasında sadece gerekçesinin İslâmîleştirilmeye çalışıldığı
görülmüştür. Takvimin başlangıcı kimilerince Hz. Nuh'a, Hz.
Yunus'a, kimilerince Hz. Ali'ye bağlı yorumlara sığınılarak
fakat hep Şamanlık kalıntısı ile sürdürülmüştür. 
Kaynak:Hatice Emel AŞA, Yeni Avrasya Dergisi, Mart-Nisan
2000
|